Outokumpu ürünleri Türkiye pazarında kalitesi ile ön plana çıkıyor

15 Haziran 2011 Çarşamba 10:30
Outokumpu ürünleri Türkiye pazarında kalitesi ile ön plana çıkıyor
Outokumpu İstanbul Dış Tic. Ltd. Şti. Genel Müdürü Uğur Arpacı’yı ofisinde ziyaret ederek yapmış oldukları çalışmalar ve sektöre ilişkin görüşleri hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.
Outokumpu İstanbul Dış Tic. Ltd. Şti. Genel Müdürü Uğur Arpacı’yı ofisinde ziyaret ederek yapmış oldukları çalışmalar ve sektöre ilişkin görüşleri hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik. Edinmiş olduğumuz bilgileri sizlerle paylaşıyoruz.

Sorularımıza geçmeden önce kısa özgeçmişinizi, sektörle nasıl tanıştığınızı ve bugünlere gelişinizi bizimle paylaşır mısınız?

1961 yılında İstanbul’da Erenköy’de doğdum. Eşim Eda ile 1994 senesinde evlendim, ikisi ikiz olmak üzere 3 oğlumuz var. Liseyi Özel Işık Lisesinde okuduktan sonra Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi Pazarlama Bölümü’nden 1983 senesinde mezun olup askerliğimi İzmir’de Yedeksubay olarak tamamladım. Askerden sonra 1986 senesi başında İstanbul’da Minex Dış Ticaret’de çalışmaya başladığımda beni paslanmaz çelik satış departmanına yerleştirdiler ve bu sayede paslanmaz çelik ile olan serüvenim başladı. O tarihlerde Güney Afrika’daki “Southern Cross” (bugünkü ismi Columbus ) paslanmaz çelik fabrikasının temsilcisi olan Minex’te Satış yetkilisi olarak 5 sene çalıştım. Bu zaman zarfında hem pazardaki önemli müşterileri tanıdım hem de paslanmaz çelik ürünler hakkında bilgiler edinmeye başladım. 1991-94 arasında başka bir sektörde çalıştım.



1995 senesinde paslanmaz çelik konusunda eleman arayan bir gazete ilanına başvurarak “British Steel Çelik Ticaret” firmasında Paslanmaz Çelik Satış Müdürü olarak işe alındım. İngiliz “British Steel Stainless” ve İsveç’li “Avesta” Paslanmaz çelik firmalarının 1993 yılında birleşmesinden oluşan “Avesta Sheffield” Paslanmaz Fabrikası’nın Türkiye satışlarını yönettim. Bu zaman zarfında İsveç’teki Avesta fabrikasında satış elemanlarına yönelik çeşitli teknik eğitim programlarına da katıldım.

2001 yılında “British Steel” ile Hollandalı “Hoogovens” birleşmesinden sonra yeni oluşan firmanın ismi “Corus” oldu ve aynı sene bende İstanbul’daki “Corus Çelik Dış Ticaret”in ilk Türk Genel Müdürü oldum. Böylece gazete ilanı ile başvurduğum şirkette 5 sene içinde Genel Müdürlüğe kadar yükseldim. “British Steel / Corus”a toplam 11 sene hizmet verdim. Bu zaman zarfında hem paslanmaz çelik hem de diğer demir çelik mamulleri konusunda bilgim ve tecrübem arttı.

Bu arada 2001 senesinde Finlandiyalı Outokumpu, “Avesta Sheffield” ’in çoğunluk hissesini satın aldı ve firmanın ismi “Avesta Polarit” oldu. Daha sonra 2003 yılında firmanın ismi “Outokumpu Stainless” olarak değiştirildi. Ben de 2006 senesinde Outokumpu Türkiye Ofisini kurmak üzere “Corus Çelik”ten ayrıldım ve 2006 senesinden beri Outokumpu İstanbul Dış Tic. Ltd. Şti. Genel Müdürü olarak çalışıyorum.




Outokumpu toplam satışları 2010 senesinde € 4,23 milyar olan, dünyanın 30 değişik ülkesinde yaklaşık 8,000 çalışanı bulunan global bir şirkettir.

Outokumpu hakkında bizleri bilgilendirir misiniz? Üretimini nerede yapıyor, yıllık üretim kapasitesi nedir, hangi ürünleri üretiyor, hangi ülkelerde temsilcilikleri var, dünya genelinde kaç kişiyi istihdam ediyor?

Outokumpu toplam satışları 2010 senesinde € 4,23 milyar olan, dünyanın 30 değişik ülkesinde yaklaşık 8,000 çalışanı bulunan global bir şirkettir. 1910 senesinde Finlandiya’da bakır madenlerinin bulunup işletmeye başlanması ile metal konusunda faaliyetlerine başlayan Outokumpu yıllar içinde madencilik ve metal üzerine çeşitli konularda faaliyetlerde bulunduktan sonra 1977 yılında Tornio’daki Fabrikayı kurarak ilk kez paslanmaz çelik üretimine başlamıştır. 2001 yılında “Avesta Sheffield” paslanmaz fabrikasını bünyesine katarak paslanmaz üretiminde Dünyadaki en önemli üreticiler arasına girmiştir. Daha sonra 2005 senesinde aldığı stratejik bir karar ile Nikel Madenleri ve Bakır Üretim Tesisleri ile ( bakır boru ve ingot ) Teknoloji ( Outotec) gibi sahibi olduğu diğer firmaları satarak sadece Paslanmaz çelik ve ferro krom üretimi konusunda devam etme kararı almıştır.

Outokumpu’nun yıllık slab kapasitesi 2,6 milyon ton cıvarındadır. Belli başlı Üretim Merkezleri Tornio-Finlandiya ve Avesta – İsveç’tir. Bunun yanında Kemi-Tornio’da Avrupa’daki tek Krom cevheri ve ferro krom tesisleri bulunmaktadır. Outokumpu’nun diğer üretim tesisleri Sheffield -İngiltere’deki slab dökümhanesi, İsveç ve Amerika’da levha üretim tesisleri ( Quarto Plate ) İsveç’te ince ve hassas çelik üreten tesisler ( Thin strip ve precicison strip) İsveç ve Finlandiya’da dikişli boru ve fittings fabrikaları ve bütün bunlara bağlı Avrupa’nın belli başlı büyük Merkezlerinde dağıtım ve pazarlama şirketleri yani “Service Center” lar bulunmaktadır. Ayrıca geçen sene 2010’da Çin’de yeni bir “Servis Merkezi” faaliyete geçmiştir.

Yukarıda belirttiğim gibi Outokumpu sadece paslanmaz çelik üretmekte olup ürünlerimiz “yassı ürünler” ve “uzun ürünler” olarak iki ana başlıkta toplanabilir. Yassı ürünler 0,15 mm incelikte hassas dilinmiş paslanmaz çelikten ( Precision Strip) 140,0 mm kalınlıkta paslanmaz levhaya kadar ( Quarto Plate ) geniş bir yelpazede üretilmektedir. Uzun mamuller ise başta dikişli borular olmak üzere, yuvarlak ya da kare şeklinde kütük, çubuk ve kangal filmaşin olarak söyleyebiliriz.

Outokumpu global paslanmaz çelik pazarının neresinde? Pazardan ne kadar pay alıyor, ürünleri daha çok hangi sektörler tarafından tercih ediliyor?

Outokumpu 2,6 milyon ton slab kapasitesi ile Dünyadaki en büyük “Top 10” Paslanmaz üreticisi arasında 6ncı sırada bulunmaktadır. Outokumpu’nun Pazar payı Avrupa’da 18, tüm dünya genelinde ise 5’tir. Outokumpu’nun satışları 75 Avrupa 13 Asya ve 12 Amerika olup Duplex paslanmaz çelikte ise 50 pazar payı ile dünya lideridir. Outokumpu’nun satışlarında en büyük pay 33 ile sanayi ürünleri ve imalat sektörü, daha sonra 16 ile yapı ve inşaat sektörü ile 14 ile Kimya Endüstrisi, 14 ile otomotiv ve taşımacılık, 14 ile mutfak ekipmanları ve diğer sektörler gelmektedir. 

Outokumpu’nun paslanmaz çelik üretiminde kullandığı malzemelerin 90’ı yeniden dönüştürülebilir malzemedir.

Outokumpu’nun çevre politikaları ve yürütmüş olduğu sosyal sorumluluk projelerini bizimle paylaşır mısınız?

Outokumpu çevre konusunda son derece bilinçli ve hassas bir firma olup ilk çevre raporunu 1975 yılında yayınlamıştır. 2004 senesinden beri yıllık faaliyet raporlarında kurumsal sorumluluk olarak çevre konusunda olan sorumluluktan bahsederek 2006 senesinden itibaren Outokumpu “Dow Jones” sustainability raporlarında değerlendirilmeye başlanmıştır.

Outokumpu’nun paslanmaz çelik üretiminde kullandığı malzemelerin 90’ı yeniden dönüştürülebilir malzemedir. ( recycle) Outokumpu ürünlerinin karbon emisyon değeri Avrupa’daki en düşük değerlerdendir. Geçmiş 10 yılda yapılan yatırımlar neticesinde 2000-2010 arasında bu değer ton başına 25 oranında azaltılmıştır. Grubun hedefi bu oranın 2020 senesine kadar 20 oranında daha düşürülmesidir.

Demir-çelik sektöründe enerji en fazla kullanılan birimdir. Outokumpu mecvut olan en üstün teknolojileri kullanarak enerji tasarrufu konusunda büyük aşamalar kaydetmiştir. Hali hazırda enerji tüketimi sürekli olarak takip edilmekte ve her türlü tasarruf için mümkün olan tüm tedbirler alınmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde Outokumpu’da bir CEO değişikliği yaşandı. Bu değişikliğe sizce neden gereksinim duyulmuş olabilir? Bunun dışında yeni CEO ile birlikte Outokumpu’da neler değişti ya da değişecek?

Önceki CEO Juha Rantanen zaten 2012 senesinde yaş haddinden emekli olacaktı. Genel Kurul son 3 senede alınan kötü neticelerin arkasından şirkete taze bir kan olarak 1962 doğumlu yeni CEO Mika Seitovirta’yı göreve getirdi. Yeni CEO’nun en öncelikli görevi şirketi yeniden kar’a geçirmek olacak. Nisan ayında açıklanan bazı tasarruf tedbirlerine göre satış bölümlerinin yeniden yapılanması sonucu 350 kişinin görevlerine son verilmesine karar verildi. Umarım yeniden düzenlenen satış organizasyonu ile müşterilerimize daha efektif bir şekilde hizmet vermeye devam ederiz.


Outokumpu Türkiye Ofisi’nden bahsedelim biraz da… Outokumpu ne zamandan beri Türkiye’de faaliyet gösteriyor? Outokumpu, Türk pazarıyla ilk olarak ne zaman ve nasıl tanıştı?

Aslında Türkiye Ofisi 1987 senesinde “Outokumpu Copper” ve bir Etibank yan kuruluşu olan “AB-Eti” ortaklığı ile kurulmuş ve başlangıçtaki ismi “Kumpu Products Maden Sanayi” olarak konmuş. Daha sonra 1995 senesinde firma ismi bugünkü “Outokumpu İstanbul Dış Tic. Ltd. Şti.” olarak değiştirilmiş ancak bu Ofis 2006 senesi sonuna kadar hiçbir zaman paslanmaz çelik satışı ile ilgilenmemiştir.

Tornio’daki fabrikanın “Polarit” markası adı altında Türkiye’ye paslanmaz çelik satışları ise 1984 senesinde başlamış, önceleri Finlandiya Konsolosluğu’nda görevli kişiler aracılığı ile kurulan temaslar ile başlayan az miktardaki satışlar daha sonra mümessil firmalar kullanarak devam etmiş ve 2006 senesinde Satış Ofisimiz açılıncaya kadar geçen sürede aracı firmalar ile devam etmiştir.

Outokumpu Türkiye Ofisi benim göreve getirilmemden sonra 2006 yılında yeniden düzenlenerek, bakır konusundaki faaliyetlerine son vermiş ve sadece paslanmaz çelik satış ofisi olarak 2007 senesi başından itibaren müşterilerine hizmet vermeye başlamıştır. Ofisimiz Balmumcu-Beşiktaş’tadır.

Türkiye Ofisi olarak neler yapıyorsunuz? Ofisin Türkiye’deki faaliyet amacı nedir tam olarak?

Outokumpu’nun değişik ülkelerde bizim gibi 32 Satış Ofisi var. Bazıları stok tutan ve direk satış yapan büyük Satış Ofisleri, (örnek: Almanya, İtalya ve Fransa’da olduğu gibi “Service Center”lar), bazıları da Singapur, Tokyo ve İstanbul’da olduğu gibi 3-4 kişilik irtibat Ofisleri. Bizim görevimiz; müşterilerimizin malzeme ihtiyaçlarını en uygun şekilde temin edilmesi için fabrikamızla irtibata geçtikten sonra satışı her iki taraf içinde en uygun şartlarda gerçekleştirmek ve arkasından da satış sonrası hizmetlerde bulunmaktır. Bunun yanında Outokumpu’nun ürünleri hakkında müşterilere bilgi aktarmak ve yeni çıkan ürünler hakkında tanıtımlar yapmak da görevlerimiz arasında. Aslında Outokumpu web sitesinde malzeme seçimi hakkında Mühendislik firmalarına ve diğer müşterilere yönelik bilgiler içeren bölümler var. İsteyen herkes www.outokumpu.com’a üye olarak buradan faydalanabilir. Bunun dışında teknik konularda soruları Avesta’da bulunan “AR-GE” Bölümümüzden destek alarak cevaplıyoruz. 

Bizim üzerinde çalıştığımız projeler en başta Kimya sektörü, Gemi İnşa Sanayi olmak üzere, genel imalat sektörü ve yapı & inşaat sektöründeki projelerdir.

Outokumpu Türkiye olarak ülkemizde hangi projelere ve firmalara ürün temin ediyorsunuz? Referanslarınızdan bahseder misiniz?

Outokumpu’nun stratejisi mümkün olduğu kadar nihai kullanıcılara satışlarını arttırmak ama aynı zamanda satıcı fimalar ile uzun yıllara dayanan ilişkileri devam ettirerek pazarda birlikte büyümektir. Bu çerçevede Outokumpu’nun Türkiye’de 25 senedir satış yapmakta olduğu SARITAŞ ÇELİK firması en önemli müşterimiz ve ana distribütörümüzdür. Outokumpu Türkiye Ofisi olarak Türkiye’de stok tutmadığımız için az miktarda alım yapan nihai kullanıcılara satış yapma imkanımız olmuyor ve bu durumlarda stoklarında Outokumpu malzemesi bulunan başta Sarıtaş olmak üzere diğer distribütörlerimizden destek alıyoruz. Takdir edersiniz ki İsveç ya da Finlandiya’daki fabrikalarımızdan yapılan gemi yüklemelerinde siparişlerin en az 1 container yani 20 ton olması gerekiyor. Bizim üzerinde çalıştığımız projeler en başta Kimya sektörü, Gemi İnşa Sanayi olmak üzere, genel imalat sektörü ve yapı & inşaat sektöründeki projelerdir. Geçtiğimiz senelerde Ak-kim Yalova, Yıldırım Tersanesi, Ereğli Tersanesi, Modern Karton ve Hayat Kimya gibi değişik firmalara hem yassı ürünler hem de dikişli borular konusunda paslanmaz çelik ürünler satılmıştır. Türkiye’de yapılan ilk paslanmaz çelik kimyasal tankeri Tuzla’da RMK Tersanesi’nde 1.4462 Duplex 2205 malzemeden imal edilmiştir. Bunu takip eden yıllarda diğer tersanelerde 1.4462 Duplex 2205 malzeme kullanılan bir çok kimyasal tanker yapılmıştır ve yapılmaya devam etmektedir.

Uzak Doğuda son 5 yılda paslanmaz üretimi hızla artmakta ve standart kalite dediğimiz 304 kalite malzeme konusunda Kore ve Tayvanlı üreticiler ile rekabet etme şansımız oldukça azalmış durumdadır. Bu sebeple Outokumpu daha ziyade yukarıda bahsettiğim sektörlerde kullanılmak üzere yüksek korozyona dayanıklı Duplex kalite ve buna benzer diğer özel kalitelerde malzemelere ağırlık vererek, müşterilerin ihtiyaçlarına çözüm olanakları sunmaktadır. Özellikle levha fabrikamızda projedeki çizimlere göre yapılan ( tailor-made) üretimler sayesinde, müşterilerin imalat sırasında en az hurda çıkaracak şekilde üretim yapmalarını sağlıyoruz.

Aynı şekilde nihai kullanıcılar ile yıllık anlaşmalar yaparak, istedikleri malzemeleri istedikleri zamanlarda yollayarak, karşılıklı tasarruf sağlayıcı yıllık kontratlara önem veriyoruz. 

Türkiye’de 25-30 sene içinde entegre bir tesisin kurulması söz konusu olabilir.

Türkiye’de paslanmaz çelik sektörünün şu anki durumu ve geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?

Sektörde 25 senesini dolduran bir kişi olarak geldiğimiz noktayı son derece önemli buluyorum ve önümüzdeki 10-15 senede çok daha güzel gelişmelerin olacağını tahmin ediyorum. Benim işe başladığım yıllarda senelik paslanmaz çelik ithalatı 60bin ton cıvarındaydı, geçtiğimiz sene 2010’da ise bu rakkam tüm ürünleri katarsak 360bin tonu geçti. Belki bazı kişiler 25 senede gelinen noktayı uzun bir süre olarak düşünebilirler, ama asıl sıçramanın 1998 yılında başladığını dikkate almak gerekiyor. 1998 yulında Türkiye’de ilk defa dünya standartlarında açılan “Çelik merkezleri” sayesinde ithalat artmış ve son 10-12 senede paslanmaz çelik kullanımı kişi başına 1,5 kg seviyesinden bugünkü 5 kg seviyelerine gelmiştir. Avrupa’da ki gelişmiş ülkelerde paslanmaz tüketimi kişi başı ortalama 12-13 kg olduğunu düşünürsek, önümüzdeki senelerde Türkiye’de paslanmaz çelik kullanımının hızlanarak artacağı açıktır. Yakın bir gelecekte Türkiye’nin yıllık kullanımının 500 bin tonu geçeceği aşikârdır. Zaten bu sebeple Güney Kore’li POSCO firması Türkiye’de yatırım yapma kararı alarak 2013 senesinde soğuk çekme rulo üretimine başlayacak.

2023 senesinde ise toplam miktarın 600 bin ton olacağını düşünüyorum. Daha iyimser tahminlerde bu rakam 700-800 bin tona kadar çıkıyor. Eğer düşündüğümüz rakamlar bu seviyelerde gerçekleşirse, Türkiye’de 25-30 sene içinde entegre bir tesisin de kurulması söz konusu olabilir. Günümüz koşullarında en az 2,5-3 milyar dolarlık bir yatırım gerektiren böyle bir tesisin Türk yatırımcılar tarafından yapılması elbette benim en büyük dileğim. Nasıl ki Ereğli Demir Çelik Fabrikası’nın sac ihtiyacını karşılayamaması sebebiyle yerli girişimciler yassı mamul üretmek için yeni yatırımlar yaptıysa, mutlaka bir gün Türkiye’de paslanmaz çelik slab üretimi yapan entegre tesislerde yapılacaktır.

Türkiye pazarı Avrupalı üreticilerin son derece önem verdiği ve uzun yıllardır içinde bulunduğu cazip bir pazar…

Türkiye pazarındaki rekabet ortamı hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce sektörde adil bir rekabet ortamından söz edebilir miyiz?

Biz kendi açımızdan bakarsak, Türkiye pazarı Avrupalı üreticilerin son derece önem verdiği ve uzun yıllardır içinde bulunduğu cazip bir pazar… Çünkü 15-20 gün gibi kısa sürelerde yüklemelerimiz limanlara ulaşıyor, toplantı ya da ziyaretler için Türkiye en fazla 3 saatlik bir uçak yolculuğundan sonra ulaşılabilen bir Ülke. En büyük rakiplerimiz Uzak Doğulu üreticiler ise malzemelerini ancak 45 günde yollayabiliyorlar ve saat farkları ile uzun süren uçak yolculukları yüzünden pazara oldukça uzaklar. Bu yüzden Türkiye pazarını iyi tanımıyorlar ve henüz doğru dürüst bir stratejileri oluşmamış durumda.

Yani baktığınızda biz avantajlı onlar dezavantajlı gibi duruyor. Ama durum hiçte öyle değil. Uzak doğulu üreticiler düşük maliyetler ile paslanmaz ürettiklerinden olsa gerek, Türkiye pazarına son derece düşük fiyatlar ile malzeme satarak piyasadaki adil rekabet ortamını bozuyorlar. Bizim gibi büyük üreticiler her zaman büyük ve saygın alıcıları, ikinci hatta üçüncü el dediğimiz tüccar bazında çalışan ithalatçılara karşı korumaya ve kollamaya çalışır ve farklı satış stratejileri uygularız. Ancak Uzak Doğuda paslanmaz çelik üretiminin son derece hızla artması ve çok yüksek kapasitelere ulaşması sebebiyle, buradan çıkan mallar neredeyse kapanın elinde kalacak şekilde son derece kontrolsüz bir şekilde Türkiye’ye satılıyor. İsteyen istediği kadar malı en düşük fiyatlarla getirebiliyor. Avrupa’lı üreticilerin bu durumda yapacak bir şeyi kalmıyor. Avrupa Birliğine bağlı ülkelerde bazı anti-damping davaları açılıyor ama Türkiye henüz Avrupa Birliği Ülkesi olmadığı için burada böyle bir şey söz konusu değil.

Diğer en önemli konu ise Türkiye’ye giren standart dışı ve ebatsız malzemeler, yani kısaca biz bunlara 2’nci kalite, sertifikasız ürünler diyoruz. İşte asıl rekabeti bozan ürünler bunlar.

Benim yukarıda en baştan beri bahsettiğim ürünler 1’nci Kalite dediğimiz fabrikaların sipariş üzerine ürettiği ve yanında sertifikası ile birlikte müşteriye teslim ettiği ürünler yada üretim fazlası Sertifikalı Stok malzemelerdir. Yeni üretim olsun, stokta bekleyen malzeme olsun, eğer fabrika bunlar için 1’nci kalite sertifikası veriyorsa, nihai kullanıcı bunları rahatlıkla kullanır ve bir sorun yaşamaz.

Ancak 2’nci kalite ürünler standart dışı ve kalitesi bozuk olan malzemeler olduğu için nihai kullanıcılar bu ürünleri kullanırken çeşitli sorunlar ile karşılaşırlar. Malesef Türkiye’de en az 1’nci kalite kadar 2’nci kalite üründe satılıyor. Toplam ithalat içinde ne kadar malzeme 1’nci kalite ne kadar 2’nci kalite diye ayırmak çok zor ama piyasada kime sorsanız bu oranın 60/40 oranında olduğunu rahatlıkla söyler. Geçmiş yıllarda daha fazla 2’nci kalite geliyordu ve son yıllarda bu oran azaldı ama yine de 40 çok yüksek bir oran. İkinci sınıf malzemeler fiyat avantajı yüzünden ülkemizde daha fazla tercih edilmektedir. Tüccarların da bu konuda piyasada oluşan talep yüzünden istemeseler dahi bu tür malzemeleri getirdikleri hepimizce malumdur. Netice olarak bu tür kalitesiz ürünlerin pazarda fazla miktarda olması bizim gibi üreticilerin daha az sipariş almalarına sebep olmakta ve haksız bir rekabet ortamı yaratmaktadır.

Geçtiğimiz 25 sene içinde Outokumpu ürünleri Türkiye pazarında kalitesi ile öne çıkan ve nihai kullanıcıların tercih ettiği bir marka haline gelmiştir.

Kullanıcılar neden Outokumpu ürünlerini tercih etmeli? Ürünlerinizin kalitesi ve ayrıcalıkları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Geçtiğimiz 25 sene içinde Outokumpu ürünleri Türkiye pazarında kalitesi ile öne çıkan ve nihai kullanıcıların tercih ettiği bir marka haline gelmiştir. Elbette burada bizim ürünlerimizi ithal ederek stoklayan distribütörlerimize en başta Sarıtaş Çelik’e teşekkürü bir borç biliriz. Çünkü eğer müşterinin istediği bir malzeme hazırda yoksa satıcı mecburen hazırda olan bir başka ürünü satmak zorunda kalacaktır. Ürünlerimizin kalitesi ve ayrıcalıkları hakkındaki sorunuzun cevabını ise sanırım kullanıcılar daha iyi verecektir. Benim bu konu hakkında söyleyeceğim diğer bir hususta yukarıda kısaca bahsetmeye çalıştığım Satış sonrası hizmetlerin önemidir. Yani bir müşteri sorunla karşılaştığında Outokumpu’dan yetkili bir kişi anında uçağa atlayıp gelerek müşterinin problemini en kısa sürede çözüme ulaştırma imkânına sahiptir. Ayrıca Outokumpu Türkiye’de bir Ofis açarak bu hizmetini yerel lisanda konuşan elemanlar ile desteklemiş ve hem satış sırasında hem satış sonrası hizmetlerde müşterileri ile kendi lisanında konuşan elemanlar ile müşterisine daha sağlıklı hizmet sunmaktadır.

Halbuki yukarıda bahsettiğim Uzak Doğudaki üreticilerin son derece ucuz fiyatlarla malzeme sattıktan sonra, satış sonrasında ne kadar hizmet verebileceği bilinmemektedir. Malzeme alımlarında nihai kullanıcıların bu konuya önem vermeleri en büyük dileğimizdir.

Bu haber toplam 17324 defa okunmuştur
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Diğer Haberler