YİSAD Üyeleri Trabzon'da Buluştu

28 Mayıs 2013 Salı 10:05
YİSAD Üyeleri Trabzon'da Buluştu
YİSAD – Yassı Çelik İthalat, İhracat ve Sanayicileri Derneği üyeleri Trabzon’da bir araya geldi.
YİSAD üyeleri yılda iki kez farklı şehirlerde bir araya geliyor. Bu organizasyonlar kapsamında turistik gezi, bölge firmalarıyla görüşmeler ve değerlendirme toplantıları yer alıyor. En son Ekim ayında Çanakkale’de toplanan YİSAD üyelerinin bu seferki buluşma noktası Trabzon oldu. 20 Nisan 2013 Cumartesi sabahı Trabzon Novotel Hotel’de buluşan üyeler, öğlen yemeğinde Meşhur Akçaabat Köftecisi Cemil Usta’nın restoranına geçtiler. Vural Metal sponsorluğunda verilen öğlen yemeğinin ardından Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası ziyaret edildi. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Yönetim Kurulu Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu tarafından karşılanan YİSAD üyeleri toplantı odasında ağırlandı.

TTSO’da düzenlenen toplantıda YİSAD heyetine Trabzon’un ekonomisi ve potansiyellerini içerin film gösterimi yapıldıktan sonra YİSAD Başkanı Tuncay Sergen, Trabzon Lojistik Merkezi ve Demiryolu hakkında bilgi edinmek istediğini ifade etti.





Trabzon’un en önemli özelliğinin uluslararası ticaret merkezi olduğunu gördüklerini kaydeden Sergen, “Kafkasya’nın daha yakınında Artvin ilimiz var ama Trabzon bu bölgenin merkezi… Tarih olarak, kültür olarak, nüfus olarak liman olarak, ticaret olarak baş aktörlüğü yapacak yer. Kafkaslardan içeriye girmek için bir kapı olabilir.”dedi.



Trabzon Üzerinden İran İle Ticaret Yapma İmkanı

Üyelerinin bir kısmının İran’a mal gönderdiklerini anımsatan YİSAD Başkanı Sergen, ulaşımda sıkıntılar yaşadıklarını ancak Trabzon’un İran’a ulaşımda geçmişteki aktif rolünün yeniden canlandırılmasının önemli olduğunu vurguladı. İran’a ulaşımdaki sıkıntıyı dile getiren Sergen Şöyle konuştu: “İstanbul’dan çıkıyoruz Akdeniz, Eğe denizi, Süveyş ve bütün Arap yarım adasını dolaşıyor sonra Hürmüz’den içeriye giriyoruz. Basra’dan. Onlar da aynı şekilde bize mal gönderiminde aynı yolu izliyorlar. Hâlbuki İran bize sınır. Buradan İran ile çalışabiliriz. İran’da büyük para var. Ticaret imkânları olan bir yer. Bunun geliştirilmesi için Trabzon’dan bir proje var mıdır?”



Doğu Karadeniz’de Sektörümüzün Durumunu Yerinde Görmeye Geldik


YİSAD bünyesinde üreticiler, tüccarlar, iç ve dış ticaret yapan üyeler bulunduğunu anımsatan Başkan Tuncay Sergen değişen dünya ile beraber Türkiye ile üretim ve ticaretin şartlarının değiştiğini belirtti. Bu duruma uygun stratejiler üretmeleri gerektiğine dikkat çekerek, “10 yıldır, yılda 2 kez Anadolu’da çelik toplantılarını gerçekleştiriyoruz. Piyasaların durumunu yerinde göreceğiz.” dedi. Yerel tüccar ve sanayiciler ile bir araya geleceklerini kaydeden Tuncay Sergen Doğu Karadeniz’de sektörde bulunan işadamları ile Trabzon’da bir araya gelerek fikir alış verişinde bulunduklarını söyledi.



TTSO Başkanı M.Suat Hacısalihoğlu: “Trabzon 4 Organize Sanayi Bölgeli İl Oluyor”


Yassı Çelik İthalat, İhracat ve Sanayiciler Derneği heyetine Trabzon’un uluslararası bir ticaret kenti olduğunu vurgulayarak sözlerine başlayan TTSO Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, ticaretin ön planda olduğu kette buna paralel olarak sanayinin de geliştiğini aktardı. 2 tamamlanmış, birinde parsel dağıtımına hazırlanılan, bir diğerinin de kamulaştırmasının sürmekte olduğu toplamda 4 OSB’ye sahip olunduğunu söyledi.



Türkiye’de yetişen fındığın yüzde 8’ini yetiştiren Trabzon’un toplam fındık ihracatının ise yüzde 40’ını gerçekleştirmeyi başardığını vurgulayarak, “ Öte yandan da üyelerimiz Türkiye’nin yaş sebze ve meyve ihracatının yüzde 35’ini ihraç etmektedir. Trabzon’da yaş sebze ve meyve yok ama Rusya’yı Pazar olarak gören üyelerimiz bu konuda yetiştiricilikten ihracata kadar bütün alanlarda başarılı bir yapılanmayı sağlamıştır.” dedi.



Türkiye’nin Gerçek Anlamda 3 Lojistik Merkezinden Biri Trabzon

2 yıldan beri Trabzon’da lojistik merkezin takip edildiğini vurgulayan Başkan M. Suat Hacısalihoğlu, Türkiye’de üç bölgede gerçek anlamda lojistik merkezin kurulmasının gerekliliğine değindi. Gerçek anlamda lojistik merkezlerin birinin Mersin’e kurularak Güneyimizdeki komşu ülkelere, bir diğerinin Tekirdağ’da kurularak Batımızdaki komşu ülkelerine ve üçüncüsünün de Trabzon’da kurularak kuzeyimizdeki komşu ülkelere hatta Kafkaslara ulaşılabileceğini söyledi.

Türkiye’de Demiryollarının liman bağlantılarına kurulması planlanan lojistik merkezlerden bu 3 şehir Mersin, Tekirdağ ve Trabzon lojistik merkezlerinin ayrı düşünülmesi gerektiğini ifade ederek, “Biz Lojistik merkez konusunda fizibilite çalışmasını tamamladık. Uygulama aşamasına geldi. Burada bütün Türkiye’deki işletmelerin yararlanabileceği gerçek anlamda bir lojistik merkez hayata geçirilecektir.” şeklinde konuştu.

Uluslararası Ticarette Trabzon İstikrarlı Ve Güvenli Bir Liman


Uluslararası ticarette Trabzon’un istikrarlı ve güvenli bir liman olduğunu kaydeden TTSO Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, Afganistan’dan askerlerini çeken Hollanda ve Norveç bu hattı kullandı, 2.5 yıl sürecek olan Almanya’nın çekilmesinde yine Trabzon üzerinden gerçekleşmekte olduğunu vurgulayarak, “Görüldüğü gibi burada doğal bir lojistik merkez vardır.” dedi.

Ambargo ile Sıkıştırılan İran İle Barter Ticareti Önem Kazanacak


Geçmişte İran ile Trabzon arasındaki lojistik işbirliğinin yeniden gündeme geldiğini anımsatan Başkan Hacısalihoğlu, “Eskiden Trabzon üzerinden İran’a traktör giderdi. Şimdi İran ürettiği traktörü Trabzon limanı üzerinden dünyaya ihraç ediyor.” dedi. İran’dan ülke olarak aldığımız doğal gaz ve petrol karşılığının altın olarak ödendiğini ancak artan ambargo karşısında bu ülke ile ticarette bartır ticaretinin önem kazanacağına vurgu yaptı.

Çin’in Üretimini Batı Bölgesine Kaydırması Trabzon’un Lehine


Çin’in üretimini batı bölgelerine kaydırması ile bu bölgeli ile gerçekleşen nakliye ve transit hareketinin artacağının hesaplandığını kaydeden Başkan Hacısalihoğlu, bu gelişmenin de Trabzon’u ön plana çıkardığına dikkat çekti.

Yakın geçmişte kullanılan Tiflis Kazbeği kapısının bugün yeniden aktifleştirildiğini, Gürcistan üzerinden Rusya federasyonuna ve Çin’e karayolu bağlantısının hareketlendiğini vurguladı. Bu noktada bir aktarma üssü planlandığını söyledi. TTSO Başkanı Hacısalihoğlu, Bu anlamda, YİSAD üyelerinin Trabzon’daki işbirliklerini geliştirmelerinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Toplantının sonunda YİSAD Başkanı Tuncay Sergen ve TTSO Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu günün anısına birbirlerine karşılıklı plaket sundular. YİSAD üyeleri, TTSO’daki toplantının ardından akşam yemeği ve değerlendirme toplantısı için otele geçtiler.



Değerlendirme Toplantısı

Akşam 18.00’da Novotel Hotel’in toplantı salonuna geçen üyeler yaptıkları toplantıyla sektörün içinde bulunduğu genel durumu ve geleceği değerlendirdiler. İlk olarak Sedat Rıfat Doyum kürsüye geldi ve kısa bir açılış konuşması yaptı. Konuşmasının ardından sunumunu yapmak üzere Gök Metal Yönetim Kurulu Başkanı ve YİSAD Genel Sekreteri Gökhan Demiruz’u kürsüye davet etti.



Gökhan Demiruz; konuşmasını üç ana başlık altında gerçekleştireceğini söyledi. Daha sonra Türkiye’de yassı çelik sektörünün son 10 yılda geçirmiş olduğu evrelerden ve gelmiş olduğu noktadan bahseden Demiruz; çelik fiyatları konusunda istatistiksel rakamları ve satış – pazarlama yöntemlerindeki değişiklikleri üyelerle paylaştı.

Aktardığı rakamlarla sektörün nerden nereye geldiğine dikkat çeken Demiruz, 2000 yıllında yassı çelikte 3 milyon 150 bin ton üretim varken, 2012 yılında bu rakamın 9 milyon ton olduğunu, 2000 yılında 6 milyon 300 bin tona yakın bir tüketim varken, bu rakamın 2012 yılında 13 milyon 600 bin tona ulaştığını söyledi. 12 yılda Türkiye’de iki katına çıkan yassı metal tüketimin Türkiye’nin büyüme hızından fazla olduğuna dikkat çeken Demiruz, dış ticaret ve ihracat rakamlarını hakkında şunları söyledi: “Türkiye aslında istenilen ihracatı yapamıyor. Bunun birçok sebebi var. Yassı metal grubunda 2008 yılında 1 milyon 400 bin ton, 2009 yılında 1 milyon 650 bin ton, 2010 yılında 1milyon 500 bin ton, 2011 yılında 2 milyon 300 bin ton, 2012 yılında 1 milyon 860 bin ton civarında ihracat yapılmış.”



İthalat rakamlarını da değerlendiren Demiruz, ithalatta rakamlarının genellikle düşmediğini söyledi. Son üç yıl içinde ortalama 6 milyon 500 bin ton civarında ithalat gerçekleştiğini söyleyen Demiruz, 2009 yılındaki kriz sonrasında rakamların 5 buçuk milyon ton olduğunu söyledi. İhracatta ise bazı lojistik problemlerinin çözülmesiyle daha yüksek rakamların konuşulacağını tahmin ettiğini dile getirdi.



Ana hammadde baz aldıkları fiyatların sıcak rulo olduğunu söyleyen Demiruz, sıcak rulo üreten tesislerin girdi maliyetlerinin farklı olduğuna dikkat çekerek hurda ve cevher girdi fiyatlarının istatistiki bilgileri hakkında şunları söyledi: “2008 sonrası yapmış olduğum araştırmalarda hurda ve cevher fiyatlarını baz aldığımızda son zamanlarda sektörde yaşanan fiyatlardaki gerilemenin devam edeceği görüşündeyim. Hurda ve cevher fiyatları bu noktada seyrine devam ettiğinde 2008’de karşılaştığımız fiyatlardaki yüksek volümlerle karşılaşmayacağımızı düşünüyorum. Üretici şirketlerin maliyetleri bu iki konuyu içeriyor.”





Satış ve pazarlama konusundaki değişikliklere de değinen Demiruz, bilgi akışının kuvvetlendiğini ve internet ortamının geliştiğini söyledi. Nisan ayında Çin’deki gelişmenin beklenenin altında kalmasının hammadde fiyatlarının düşeceğine dair bir beklenti olduğuna dikkat çeken Demiruz, son zamanlarda hammaddedeki düşüşün nedenini buna bağladı. Tüm bu bilgi akışını kuvvetlenen internet ortamının sağladığını söyleyen Demiruz, bu bilgi akışının aynı zamanda satış ve pazarlama alanında da büyük değişikliklere sebebiyet verdiğini söyledi.



YİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Sergen ise düzenlenen toplantının istatistiki bilgilerin paylaşılması ve yorumlanması açısından önemli olduğunu söyledi ve katılımlarından dolayı herkese teşekkür etti. Geçmiş yıllarda bilgi paylaşımının oldukça güç olduğuna değinen Sergen, günümüzde fiyatların, şirketlere yönelik bilgilerin artık günlük olarak takip edilebildiğini, bu bilgi aktarımında önemli olan konunun yorumlama olduğunu söyledi. Yapılan toplantılarda bilgi paylaşımından ziyade bir araya gelerek kimin ne yaptığının konuşulmasının daha önemli olduğunu söyleyen Sergen, aynı zamanda bu toplantılar sayesinde müşterileri ile tanışma fırsatı da yakaladıklarını belirtti.



Türkiye’nin demir çelik üretiminde dünyada 8. sırada yer aldığını söyleyen Sergen, inşaat demirinde Türkiye’nin dünyanın en büyük ihracatçı olduğunu dile getirdi.

Türkiye’deki demir çelik üretiminin genel olarak üçte birinin cevherden, üçte ikisinin ise hurdadan yapıldığını söyleyerek, bu iki alanda da yüzde 80 oranında ithal hammadde kullanılmasından dolayı problem olduğunu söyleyen Sergen, cevherli üretimin daha avantajlı olduğunu dile getirerek şöyle devam etti: “2012 rakamlarına göre cevherden üretim yaptığınızda ithal da etseniz maliyetiniz 60 dolar civarında daha düşük oluyor. Hurda ile üretim yapıldığında rakamlar kişilere göre değişebiliyor. Bir taraftan ithal ediyorsunuz, üzerine biraz kar oranı ekleyip satıyorsunuz. Bu durum boşa kürek çekmek gibi bir şey.”



En çok demir çelik ihracatının % 11.8 ile Suudi Arabistan’a yapıldığını söyleyen Sergen, ikinci sırada yüzde 11.4 ile Irak, üçüncü sırada %6.4 ile Birleşik Arap Emirlikleri, dördüncü sırada %6.2 ile Amerika, beşinci sırada ise %5.2 ile Mısır’ın yer aldığını söyledi.

Dünyadaki demir çelik üretimi kapasitesinin 2 milyar ton civarında, tüketimin de 1,5 milyar ton seviyelerinde olduğuna değinen Sergen, 500 milyon tonluk fazla kapasitenin bir problem olduğunu söyleyerek; bu durumun kâr marjlarındaki düşüşe sebep olduğunu söyledi.

Son olarak İstanbul Ticaret Odası Demir Çelik Komitesi seçimlerine değinen Başkan Tuncay Sergen; bu seçimlere herkesin büyük önem vermesi gerektiğini, eş-dost ve arkadaş hatırından ziyade sektöre faydalı olabilecek isimlerin desteklenmesi gerektiğini dile getirdi. Demir Çelik Komitesi sektörümüz açısından büyük önem arz ediyor dedi.



Yapılan sunumlardan sonra karşılıklı soru – cevap ve sohbet ortamında devam eden toplantı sona erdi ve ardından akşam yemeğine geçildi. Akşam yemeğinde üyeler horon ekibinin yapmış olduğu gösteriyle eğlendiler.

Sümela Manastırı Ziyareti

Ertesi gün kahvaltıdan sonra Sümela Manastırı’na gitmek için yola koyulan YİSAD üyeleri, yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuğun ardından manastıra ulaştılar.

Sümela Manastırı; Trabzon ili, Maçka ilçesi, Altındere köyü sınırları içerisinde yer alan (Eski Yunanca adı: Panagia) deresinin batı yamaçlarında Kara (Eski Yunanca adı: Mela) tepesi üzerinde deniz seviyesinden 1.150 m yükseklikteki eski Yunan Ortodoks manastır ve kilise kompleksi olup, tam adı Panagia Sumela veya Theotokos Sumeladır. Kilisenin MS 365-395 tarihleri arasında inşa edildiği sanılmaktadır. Anadolu’da sıkça rastlanılan Kapadokya kiliseleri tarzında yapılmış, hatta Trabzon’da Maşatlık mevkiinde benzeri bir mağara kilisesi daha vardır. Kilisenin ilk kuruluşu ile manastır haline dönüşümü arasındaki bin yıllık dönem hakkında fazla bir şey bilinmemektedir. Karadeniz Rumları arasında anlatılan bir efsaneye göre Atinalı Barnabas ile Sophronios adlı iki keşiş aynı rüyayı görmüşler; rüyalarında, İsa’nın öğrencilerinden Aziz Luka’ın yaptığı üç Panagia ikonundan, Meryem’in bebek İsa’yı kollarında tuttuğu ikonun bulunduğu yer olarak Sümela’nın yerini görmüşler. Bunun üzerine birbirlerinden habersiz olarak deniz yoluyla Trabzon’a gelmiş, orada karşılaşıp gördükleri rüyaları birbirlerine anlatmış ve ilk kilisenin temelini atmışlardır. Bununla birlikte manastırdaki fresklerde sıkça yer alıp, özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru III. Aleksios’un (1349-1390) manastırın gerçek kurucusu olduğu sanılmaktadır.



14. yüzyılda Türkmen akınlarına maruz kalan kentin savunmasında ileri karakol görevi üstlenen manastırın statüsünde Osmanlı fethinden sonra bir değişiklik olmamıştır. Yavuz Sultan Selim’in Trabzon’da ki şehzadeliği sırasında iki büyük şamdan buraya hediye ettiği, Fatih Sultan Mehmed, II. Murat, I. Selim, II. Selim, III. Murad, İbrahim, IV. Mehmed, II. Süleyman ve III. Ahmed’in de manastırla ilgili birer fermanları bulunmaktadır. Osmanlı döneminde manastıra sağlanan imtiyazlar, Trabzon ve Gümüşhane bölgesinin İslamlaşması sırasında özellikle Maçka ve kuzey Gümüşhane’de Hıristiyan ve gizli Hristiyan köyleri ile çevrili bir alan oluşturmuştur.



18 Nisan 1916’dan 24 Şubat 1918’e kadar süren Rus işgali sırasında Maçka civarındaki diğer manastırlar gibi bağımsız bir Pontus devleti kurmak isteyen Rum milislerin karargahı olmuş, nüfus mübadelesi ile bölgedeki Hristiyanların Yunanistan’a gönderilmesinin ardından önemini yitirerek T.C. Kültür Bakanlığı tarafından yakın zamanda onarılana dek kaderine terk edilmiştir.

Yunanistan’a mübadele ile göçen Karadenizli Rumlar Veria kentinde Sümela adını verdikleri yeni bir kilise inşa etmişlerdir. Her yıl Ağustos ayında tıpkı geçmişte Trabzon Sümela’da yaptıkları gibi yeni manastırın çevresinde geniş katılımlı şenlikler düzenlemektedirler.



2010 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti’nin izni ile Hıristiyanlarca Meryem Ana’nın göğe yükseliş günü olarak kabul edilen ve kutsal sayılan 15 Ağustos günü 88 yıl aradan sonra ilk ayin düzenlenmiş, ayini Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos yönetmişti. Her yıl aynı tarihte bu ayin düzenlenmeye devam ediyor.



Trabzon Atatürk Köşkü Rehber eşliğinde düzenlenen gezinin ardından öğlen yemeği için mola verildi. Alabalık ve köfte ziyafetinden sonra Atatürk’ün iki kez konakladığı Atatürk Köşkü ziyareti için Trabzon’a döndüler.

Trabzon Atatürk Köşkü, Soğuksu semtinde küçük bir çam korusu içinde yer alıyor. Yirminci yüzyılın hemen başında bir Rum Armatör tarafından yaptırılmış, mübadele sonrası (1923’den sonra) hazineye kalmış. Atatürk; 1934 ve 1937 yıllarındaki Trabzon ziyaretlerinde, bu köşkte konuk edilmiş. O’nun ölümünden sonra Trabzon Belediyesi tarafından o dönemde kullanılan eşyalarla dekore edilerek “Atatürk Müzesi” olarak ziyarete açılmış.



Trabzon Ayasofya Müzesi Ziyareti

Köşk ziyaretinden sonra, köşkün hemen yanı başında bulunan telkari – gümüş takıların satıldığı mağazaya geçen üyeler, alışveriş yaptıktan sonra Trabzon Ayasofya Müzesi’ne geçtiler.

İstanbul’un Latinler tarafından işgal edilmesinden sonra kaçan ve Trabzon’da 1204 yılında Trabzon imparatorluğunu kuran Komnenos Ailesinden Kral I.Manuel (1238- 1263) tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılan ve bir manastır kilisesi olan Ayasofya adı “Kutsal Bilgelik” anlamına gelir.



Fatih Sultan Mehmed’in 1461 yılında Trabzon’u fethinden sonra da kilise olarak kullanılan yapı 1584 yılında sultanın emriyle Kürd Ali Bey adlı bir ayân tarafından bir minber ve müezzin mahfili eklenerek camiye dönüştürülmüştür. 1610’da kente gelen Julian Bordier camiye dönüştürülen yapının onarılmadığı için boş tutulduğunu ve ibadet için kullanıldığını bildirmiştir. Uzun süre ibadete kapalı olan yapı 1865’de Müslüman cemaatin topladığı 95.000 kuruş ile Rum ustalar tarafından onarıldıktan sonra yeniden camiye dönüştürülmüşse de I. Dünya Savaşı sırasında Trabzon’u işgal eden Rus ordusu tarafından depo ve askeri hastane olarak kullanılmıştır.



Savaş sonrasında 1960 yılında dek cami olarak kullanılan yapının freskleri 957-62 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi’nden Russell Trust tarafından temizlendikten sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 1964 yılında müze haline getirilmiştir.

Her yıl onbinlerce turist tarafından ziyaret edilen yapı Vakıflar Trabzon Bölge Müdürlüğü tarafından camiye dönüştürülmekte, imam atanması beklenmektedir. Ayasofya Müzesi ziyaretinin ardından Boztepe’ye çıkıp çay molası veren YİSAD üyeleri, tepeden Trabzon şehir ve deniz manzarasını seyrettiler ve konaklama için otele döndüler…



Sürmene Bıçakçıları, Özçay Çay Fabrikası ve Uzungöl Ziyareti


Sabahın erken saatlerinde kahvaltılarını yapan üyeler Sürmene Bıçakçıları, Özçay Çay Fabrikası ve Uzungöl Ziyareti için yola çıktılar. İlk olarak Sürmene’de bıçak üreticilerini ziyaret ettiler ve alışveriş yaptılar. Daha sonra Özçay Çay Fabrikası’nın tesislerini gezdiler ve çay üretiminin nasıl yapıldığı hakkında fabrikanın mühendislerinden bilgi aldılar. Fabrikada içilen çaylardan sonra Uzungöl’e hareket ettiler. Uzungöl’de kısa bir doğa yürüyüşü ve gezintinin ardından öğlen yemeğine geçen üyeler, yörenin yerli bal üreticilerinden ballar aldılar. Günü burada tamamladıktan sonra otele döndüler.





Ayder Yaylası Ziyareti


Organizasyonun son günü, yani 23 Nisan Salı sabahı Ayder Yaylası gezisi için Rize’ye hareket eden YİSAD üyeleri, keyifli bir yolculuktan sonra Fırtına Vadisi’ne ve oradan Ayder Yaylası’na ulaştılar. Yaylanın güzelliğine ve manzaraya hayran kalan üyeler, Ayder Yaylası ziyaretiyle organizasyonu tamamladılar. Demir Çelik Store Dergisi Genel Koordinatörü Mustafa Aslan ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Murat Köse de YİSAD’ın davetlisi olarak organizasyonda yer aldılar ve üyelere eşlik ettiler.



Doğu Karadeniz’in Asi Çocuğu TRABZON


Lazca’da Trap’uzani/Tamt’ra, Pontus ehçesi Romeika’da Trapezunta, Türkçe’de ise TRABZON adıyla anılır Karadeniz’in bu güzel şehri… Karadeniz sahili ile Zigana dağları arasında yer alan, yüzölçümü açısından çok geniş topraklara sahip olmadığı halde nüfus yoğunluğuyla, ekonomisiyle Karadeniz Bölgesi’nin önde gelen şehirlerinden biridir Trabzon… Batısında Giresun’a bağlı Eynesil ilçesi, güneyinde Gümüşhane’ye bağlı Torul ilçesi, doğusunda da Rize’ye bağlı İkizdere ve Kalkandere ilçeleri, kuzeyi Karadeniz ile çevrili.



Yunan mitolojisinde Lycaon’un oğlu Trapezeus’un Arkadya’daki adaşına ismini verdiği bilindiğinden, Karadeniz’deki Trabzon’un da bu mitolojik kahramandan adını aldığı ve kent adının Yunan toponomi geleneğinden kaynaklandığı düşünülüyor. Evliya Çelebi’nin 2500 yıllık bir Yunan kentinin adını 17. yüzyılda Türkçe halk etimolojisine dayandırarak verdiği Tuğra-bozan adı da kimi çevrelerce ciddiye alınıyor. Hamilton ise, şehrin güney doğusunda dik yamaçlarla yükselen, fakat üstü düz olan Boztepe’nin görünüşüne bağlamış, antik Trabzon sikkelerindeki “masa” çiziminden de aldığı destekle, kente görümünden dolayı Yunanca Trapezus “masa” adının verildiğini iddia etmiş. Dar bir sahil şeridinin ardında denize dikey uzanan dağlık bir araziye sahip olan Trabzon’un merkezi Boztepe (antik Minthrion tepesi) üzerine kurulmuş. İl topraklarının 22,4% yayla, 77,6% si ise tepelerden oluşuyor.



Trabzon’un İlçeleri Beylikdüzü, Şalpazarı, Vakfıkebir, Tonya, Çarşıbaşı, Akçaabat, Düzköy, Maçka, Yomra, Arsin, Araklı, Sürmene, Köprübaşı, Of, Dernekpazarı, Çaykara ve Hayrat ise ilçelerini oluşturuyor.



Dereleri ve Gölleri

Ağasar, Değirmendere, Yanbolu, Fol, Karadere, Koha, Manahos (Sürmene), Solaklı, Baltacı, Kalapotama, Maçka ve Galvan adlı dereleri bulunan Trabzon’un sınırları içerisinde Uzungöl, Çakırgöl, Sera Gölü ve Haldizen Gölü bulunuyor.



Yöresel Yemekleri

Şehrin yöresel yemekleri arasında Muhlama (Kuymak), Haçapur, Hamsili Ekmek, Lamesli Ekmek, Karalahana Çorbası, Guliya, Manca, Sarma, Kaygana, Turşu Kavurma, Hamsi Buğulama – Tava – Hamsili Pilav, Kabak Malezi, Kabak Pilavı yer almaktadır.

Tarihi – Turistik Yerleri

Manastırlar:
Sümela Manastırı, Trabzon Ayasofya Müzesi, Kaymaklı Manastırı (Amenapırgiç Ermeni Kilisesi), Kızlar (Panagia Theoskepastos) Manastırı, Gregorios Peristera (Hızır İlyas) Manastırı, Kızlar (Panagia Kerameste) Manastırı, Vazelon Manastırı, Kuştul Manastırı, Hagaios Savas (Maşatlık) Kaya Kiliseleri,

Kiliseler ve Camiler: Hagia Anna (Küçük Ayvasil), Sotha (St. John), Hagios Theodoros, Hagios Konstantinos, Hagios Khristophoras, Hagios Kiryaki, Santa Maria, Hagios Mikhail, Panagia Tzita, Fatih (Panagia Khrysokephalos), Yeni Cuma (Hagios Eugenios), Nakip (Hagios Andreas Kilisesi), Hüsnü Köktuğ (Hagios Eleutherios), İskender Paşa Camii, Semerciler Camii, Çarşı Camii, Gülbahar Hatun Camii

Konaklar: Trabzon Müzesi (Kostaki Konağı), Atatürk Köşkü, Yakupoğlu Memiş Ağa Konağı (Sürmene), Yakupoğlu Ahmet Ağa Konağı (Sürmene), 99 Pencereli Haşim Ağa Konağı (Sürmene),Sarımollaoğlu Topal Mustafa Konağı (Araklı), Çakıroğlu İsmail Ağa Konağı (Of), Çakıroğlu Hasan Ağa Konağı (Of).

Şehrin Ulaşımı Antik Çağdan itibaren Trabzon kenti, özellikle Roma İmparatoru Hadrianus’un yaptırdığı limandan sonra denizcilik açısından önemli bir merkez olmuş, cumhuriyet döneminde de yakın zamana dek denizyolları ulaşım ve ticarette önemini korumuştur. Karadeniz Sahil Yolu ve yapımı tamamlanmak üzere olan otoban yolunun hizmete açılması ile Samsun ile Sarp sınır kapısı arasında yolculuğun kalitesi artarak ağırlık karayollarına geçmiştir. Trabzon il merkezinden başlayarak, Zigana geçidi üzerinden Gümüşhane’ye oradan Kop Geçiti’ni aşarak Erzurum’a bağlanan yol ise eski önemini kaybetmiştir.

Eğitim Yapısı

Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde Trabzon’da eğitim kuruluşu olarak sekiz medrese, eğitim süresi dört yıl olan beş adet ilkokul, bir adet sanat yurdu, bir adet askeri rüştiye, bir adet idadive, bir adet Darülmuallimin bulunmaktaydı. Günümüzde Trabzon ilinde 815 ilköğretim okulu, 86 lise ve dengi okul ve 2 Aralık 1963 tarihinde öğretime açılan Karadeniz Teknik Üniversitesi bulunmaktadır. 2010 yılında da Avrasya Üniversitesi kurulmuştur.

Şehirdeki Konsolosluklar

Rusya Başkonsolosluğu, Gürcistan Başkonsolosluğu, İran İslâm Cumhuriyeti Başkonsolosluğu, Panama Fahri Konsolosluğu, Makedonya Cumhuriyeti Fahri Konsolosluğu, Slovakya Cumhuriyeti Fahri Konsolosluğu, Estonya Cumhuriyeti Fahri Konsolosluğu, Almanya Fahri Konsolosluğu.

YİSAD TRABZON GEZİSİ FOTO GALERİ

Bu haber toplam 10264 defa okunmuştur
Etiketler: , ,
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Diğer Haberler