Darb-ı mesellerle iş yönetmek

26 Nisan 2013 Cuma 10 : 4
Bünyamin HALAÇ

Bünyamin HALAÇ

İş dünyasında atasözleri

Empati (Duygudaşlık) üzerine..


Çağdaş Avrupa ülkelerinde özellikle hak, hukuk ortamında sıklıkla kullanılan, alıntı yapılan bir darb-ı mesel vardır; Audiatur et altera pars… (diğer tarafı da dinleyelim.).. Eski roma da adalet sisteminin yerleşikliğine örnek gösterilen ünlü Latince söz. Tek taraflı yada yanlı karar vermemenin önemini vurgulayan , karşı tarafın hakkının yenilemeyeceğini anlatan söz. Günümüz yaşantısında da birey ve toplum olarak mutlak suratle uymak zorunda olduğumuz kural bu. Karşıdaki insanı anlamak. Çağdaş demokrasi tanımının birinci adımı karşıdaki insanın hakkına saygı duymaktır. Bunu da empati ile sağlayabiliriz.

Mesela gelişmiş ülkelerde trafik de karşı tarafın hakkına saygı kuralı işler. Ve trafikde karmaşa –kavga yaşanmaz. Yada tersinden söylersek bir ülkenin gelişmişlik göstergesi trafik işleyişine bakılarak anlaşılabilir. Araç kullanırken, seyahat ederken herkes hakkına razı gelse, bir başkasının şeridi yada bir yayanın hakkı ihlal edilmese kavga, dövüş, gürültü, karmaşa olur mu? İnsan emniyet şeridini ihlal ederken trafikde sıkışmış bir ambulansın içinde olduğunu gerçekten içten bir şekilde hissetse , böyle bir davranışı yapabilir mi? Hayat ta böyle bir şey işte. Başkasının hakkına saygı gösterirsen o da sana gösterecektir. Ve hak, hukuk, düzen sorunsuz işleyecektir.

Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bunun ona iletilmesi sürecidir. Empatinin güzel Türkçemizdeki en güzel karşılıklarından biri ‘duygudaşlık’ tır.Bir diğeri ‘diğergamlık’ dır. Yani başkası için yaşamak… Empatinin karşıt anlamlarını söylersek kelimenin daha da büyüdüğünü görüyoruz; Duyarsızlık, anlayışsızlık, egoizm.

Halk arasında empati kurmayla ilgili güzel sözler var; “Benim yerimde sen olsaydın ne yapardın?”, “Kendine yapılmasını istemediğin bir davranışı sen de başkasına yapma.”

Empati kurarken karşılaşılan olayı yaşamış olmamız şart değildir. Empati olayları yaşamayı değil, anlamayı ifade eder. Anlamaya çalışma eğitimle geliştirilebilir.

Empatinin temelinde karşısındaki kişiyi dinleme vardır. Dinlemek sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Eleştirmeden, yargılamadan, nasihat etmeden dinlemek karşıdaki kişiyi rahatlatır. Çünkü anlaşıldığını hissetmek karşımızdaki kişinin bizi dinlediğini hissetmemize bağlıdır. Günlük yaşamda empatiyi tutum haline getirmeliyiz. Dil kulağın en iyi müşterisidir deriz güzel Türkçemizde yani Ağzından çıkanı kulağın duysun Yani Kendine söylenmesini istemediğin bir sözü sen de söyleme.

İş yaşantımızda empati

Başkasının hakkına saygı duymak demokrasinin en temel unsuru olduğu gibi bu temel tanımlamanın yanında hayatın tüm alanlarına uygulanabilir, uygulanmalıdır. En önce iki kişi arasında başlayan ‘ kendisini bir başkasının yerine koyma duygusu’ insanı doğruya yönlendiren en önemli etkendir. Faşizm, iki kişi arasında başlar demiş düşünür.

Hiç bir kurumsal eğitim empati yi hissederek uygulayan insanın erdemli davranışını kişiye öğretemez. Beynelminel bir sözdür; Karşıdaki insanın ayakkabısını giymek’ . Daha Anadolulu ve açık-net özlü söz ise ; Çuvaldızı kendine iğneyi başkasına batır’ …

İş hayatında aldığımız her hizmetin ne kadar da kusursuz olmasını isteriz hep.. O zaman bizde hizmetimize dikkat edeceğiz.. İş dünyasında kötü davranış mutlaka sahibini bulur.. hak eden karşılığını bulur.. (men dakka dukka). Karşıdan istediğimiz kaliteyi biz de sunabiliyorsak böyle bir dünyada yaşamak ne kadar kolay ve keyifli olurdu değil mi?

İş dünyasında yönetim biliminde de büyük yer tutar empati. Özellikle hiyerarşik yapılı organizasyonlarda ast üst arasındaki dikey yada yatay ilişkilerde mutlak suratle uygulanmalıdır. İşçisinin nasıl şartlarda çalıştığını bilmeyen-hissetmeyen işveren başarılı olamaz.İşveren tüm çalışanlarına karşı sevgi, empati ve sempatiyle yaklaşmalıdır.. Bir tebessüm bin derde devadır.

Nasrettin Hoca bir gün eşeğinden düşer ve acıyla kıvranır. Başına toplananlar “Hemen bir doktor çağırın…” diye bağrışırken, Hoca, “Bana doktor değil, eşekten düşmüş birini bulun...” diye bağırır.

Hoca bu düşüncesiyle eşekten düşenin çektiği acıyı, en iyi anlayanın yine eşekten düşen olacağını anlatmak ister. İş dünyasında da benzer kural işler. Mesela tedarikçilerimizi seçerken bizimle benzer iş yapan başka bir firmaya hizmet vermiş mi diye sorarız. Daha kolay ve hızlı anlaşırız o zaman. Tedarikçimiz daha kolay empati kurabilir bizimle. Ve mutlu alışveriş gerçekleşir.

Empati ile ilgili bu kıssayı yine Anadolu insanının kıvrak ve empatik zekasının bir ürünü olan sözle bağlayalım; Nasıl bulmak istiyorsan, öyle bırak…

‘’Başkalarının başına gelmiş bir belanın insanın kendi başına gelmeyeceğini düşünmesi, onun başına gelmiş daha büyük bir beladır.’’

Gelecek sayıda görüşmek üzere..

Bünyamin HALAÇ

Marmara Siegener Galvaniz
Pazarlama & Satış Koordinatörü

bhalac@galvaniz.com
Bu yazı toplam 15397 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Diğer Yazılar