Biz Ne Görüşüyoruz?

26 Haziran 2015 Cuma 17 : 40
Tuncay Sergen

Tuncay Sergen

Eskiden Türkiye’de yalnız yüksek fırın varken, şimdi üretimin takriben % 80’i ark ocaklarında.

Eskiden ulaşım trenle yapılırken; şimdi nakliyenin yalnız % 1.5’u demir yoluyla yapılıyor. Toplam kamyon sayımız bütün Avrupa’daki toplam kamyon sayısından fazla.

Eskiden köy nüfusu % 80 iken şimdi % 20’ye düşmüş. Dünyada böyle değil. Geçen ay YİSAD’la geleneksel altı aylık Anadolu ziyaretimizi Elazığ’a yaptık.

Elazığ’ın toplam nüfusu 412.000. Şehir nüfusu 351.000. Köy nüfusu, 61 000’e düşmüş. Şehirde sanayi yok. Ticaret zayıf ama insanlar şehre göçmüşler. Köyde karınları doymuyor artık.

Dünyada hızlı bir değişim var.

Son 10 yılda 27 milyon insan göç etmiş Türkiye’de.

Doğru mu yaptık? 2,5 milyon işçi varken; DİSK üyesi 1 milyondu, şimdi 33.000…

Eskiden yoktu, yeni işler çıktı. Mesela özel güvenlikçiler yoktu, AVM yoktu…

Telefon ile mesajlaşma yoktu. İnek Şaban vardı, Recep İvedik’ler yoktu.

Sanayide de, ticarette de hızla değişti eski dengeler. Biz bir şeyleri eksik veya yanlış yaptık gibi geliyor bana. İnsanlarımızın ve onların arasından çıkan sanayicilerimizin genelde uzun vadeli planları yok. Çoğunun dişinin dolgusu düşmüş; sıcak da içse, soğuk da içse dişi sızlıyor şimdi. Değişimi, dönüşümü iyi göremedik.

Hala bir dönem geriden gidiyoruz. 1990’a kadar mal bulabilmek marifetti. 2000’de arzla talep dengeye geldi. Az marifet gerekmeye başladı. Ancak 2000’den sonra mal/arz fazlası oldu.

Alıcı kıymetlendi. Kalite önem kazandı. Rekabet arttı, enflasyon düştü. Artık piyasa fiyatı neyse, ona yapıp satabiliyorsan ne ala. Maliyeti fiyata uydurma dönemi başladı.

Kalite önemli oldu. Daha çok marifet gerekiyor. Küreselleşme hala devam ediyor. Talebi anlamak gerekiyor. Rakiplerle mücadele ise uluslararası düzeyde oluyor artık. Biz bu rekabete tam ayak uyduramadık. Doğru strateji belirleyemedik.

Çin’de 2000’de 120 milyon ton olan üretim, 2014’de 820 milyon ton olmuş. Ancak kapasite 1,2 milyar ton… %90’ı cevherle çalışıyor ve rekabette önde. Bizde ise %23 kapasite cevherle çalışıyor. Dünyada üretim ve kapasite artıyor. 2015’de Çin ve Rusya’da üretim daha da artacak. Ama bizde azalıyor. Biz hala entegre tesise dönemiyoruz.

Satamadığımız atıl kapasite yaratmışız

Türkiye’de 2014 yılı çelik üretim kapasitesi 50 milyon ton ( 38,50 Ark ocağı - 11,50 milyon Entegre )

Toplam üretilen, takriben 35-36 milyon ( yaklaşık 24 milyon ark ocağı - 11 milyon Entegre tesislerden) 15-16 milyon ton ATIL kapasite var. Nihai Üretimde ( 36 milyon ) Uzunun payı 26 milyon ton, yassının 10 milyon ton

Nihai Tüketim ise 33 milyon ton. Bunun;

• 16 milyon tonu uzun mamul

• 17 milyon tonu yassı mamul

Nihai Ürün İhracatı 14 milyon ton

• Yassı 2,5 milyon ton

• Uzun 11 milyon ton

• Kütük 5,5 milyon

Nihai Ürün İthalatı yaklaşık 13 milyon ton

• Kütük 2,9 milyon ton

• Slab 1,8 milyon ton

• Yassı 6,7 milyon ton

• Uzun 1,5 milyon ton

Hurda İthalatı 19 milyon ton

Yassı Çelik Kapasitesi :

• 2005’de 3 milyon ton

• 2014’de 17 milyon ton

• 2015’de 18 milyon ton olacağı hesaplanıyor.

Kapasite 18 milyon ton iken, ithalatımız 7 milyon ton olmuş. Yani piyasaya arz edilebilir miktar 25 milyon ton. İç tüketim 15 milyon ton ise, ihracat 2.5 milyon ton ise( yani toplam 17.5 ) , 7.5 milyon tonluk yassı çelik üretiminde atıl kapasite var demektir.

Burada bir planlama hatası var.

Rakamlarla demir çeliğe devam edelim.

• 2014’de ihracatımız %20 düşmüş.

• İhracat 2015 Nisan’da %27 düştü.

• Son 3 yılda çelik ihracatında düşüş var.

• Üretim 2014 yılında %11 düştü.

• TÇÜD’e göre 2015’in ilk 2 aylık döneminde ilk 10 üretici ülkede üretimi en çok düşen ülke olmuşuz: % 13,3

• Yassı ürünlerde ihracat 2014 / 2 aylık 368.000 mton, 2015 / 2 aylık 268.000 mton olmuş.

• Yassı ürünlerde ithalat 2014 / 2 ay 1.034.000 mton, 2015/2 ay 1.278.000 mton

• Genel olarak ihracatın ithalatı karşılama oranı %32’den %22 ‘ye düşmüş.

• 2014’de toplam çelik ihracatımız 18.012.000 mton, ithalatımız 13.808.000 mton

• 2014 yılı toplam hurda ithalatımız 19.068.000 mton, cevher ve kömür zaten hemen hemen ithalatla karşılanıyor.

• Sacın ihracattaki payı %10 ( 1,7 milyon ton ) , sacın ithalattaki payı % 47’dir.

• Atıl kapasite var, ama ithalat da var.

• Genelde dünyanın 9. Büyük Çelik Üreticisi olup, 7. büyük çelik ithalatçısı olmamız da enteresan.

PROBLEMLERİMİZ NELER?

1. Komşu ülkelere ve yurtiçinde hala karayoluyla nakliye yaparak, rekabet şansımızı kaybediyoruz.

2. Yanlış hedef konuyor. 2023 vizyonu hedefinin hem hesabı yanlış, hem bu haliyle gerekli değil.

3. Kapasite fazlalığı, aşırı üretim veya talep azlığı var. ( İnşaatta desteğe ve canlılığa rağmen )

4. Anti damping davaları.

5. Hurdaya bağlı –ithalata dayalı üretim.

6. Çin’in ihracata yönelmesi (Çin; bizim ana ihraç kalemimiz olan inşaat demiri ihracatını, 2014’de %80 arttırdı.)

7. İhraç pazarlarımızda üretim başladı.

8. B.A.E. pazarında petrol geliri düştü. Avrupa’da kriz devam ediyor. İçeride inşaat sektörü sıkışıyor.

9. Çin’den ithalat 2014’de %67 arttı.

10. Cevher - kömür fiyat makası açıldı. ( Biz hurda ile çalışıyoruz.)

11. Komşu ülkelerle aramız iyi değil.

12. Demiryolu ulaşımı yok. % 1,5’a düşmüş payı . Deniz ulaşımı zayıf.

Çözüme yaklaşalım…

Niye ithalat oluyor? Çünkü kalite ve fiyat olarak cazibesi var. Daha ucuza mal ediyorlar.

Neden ucuza mal ediyorlar? Çünkü cevherden çelik üretiyorlar. Daha ucuz... Bizde ağırlık hurdadan üretimde…

ÇÖZÜM NE OLABİLİR ? :

1. Fanus içindekiler karar verince rüzgarı hissedemiyorlar. Piyasayı ( iç ve dış ) yakın takip etmek lazım. Mesela sacla ilgili bir karar verileceği zaman; karar verici, sacla ilgili sivil toplum kuruluşuna danışmıyor.

2. Büyük resmi görenler, yetkililer planlama yapmalı. Sanayiciyi uyarmalı. Ülke yararına olana destek vermeli.

3. 5 - 6 büyük çelik firması birleşip yüksek fırınla entegre tesiste üretim yapmalılar. Bu firmalar, kaliteli hammaddeye bu tesisten ulaşmalı.

• Haddehaneleri buradan aldıkları kütük ve slabla çalışmalı.

• Güçlerini birleştiren firmalar bu vesileyle kurumsallaşmaya geçmeli. Kurumsallaşma, çok güncel olan en büyük eksiğimiz.

• Yerli cevher kullanımı; düşük tenör de olsa artmalı. (Çin 25 tenöre kadar iniyor.) Böylece ihracatın ülkeye katkısı da artmış olacaktır.

4. Katma değeri yüksek ve yarı işlenmiş mal ihracatına geçilmeli ( örneğin double phase otomotiv sacı, silisli sac, otomotiv için izoleli sac, çeliğini de ürettiğimiz paslanmaz sac, yüksek mukavemetli saclar ve şimdi ithal ettiğimiz büyük ebatlı çelik konstrüksiyon profilleri gibi )

5. Komşu ülkeler ile iyi ilişkiler kurulmalı. Kamyon nakliyesi yerine, deniz ve demir yoluyla ulaşılabilme imkanı arttırılması şart.

6. Devlet desteğine ihtiyaç olduğunda gerçek sanayici formaliteye boğulmamalı.

7. Bu günkü dünyada, en büyük avantajımız, coğrafi konumumuzdadır. Kullanmıyoruz, kullanmalıyız. 2023 hedefi, esas lojistikte olmalıydı.

8. Piyasa denince DES - İMES – İKİ- TELLİ – SİVAS, KAYSERİ vs. esnafı/ tüccarı, küçük imalatçısı da hesaba girmeli.

9. Sivil toplum örgütlerine danışılmalı. ( mesela sac konusunda YİSAD’ın görüşü alınmalı. Dahilde işlem konusunda ihracatçı sivil toplum kuruluşları/ derneklerin de görüşü alınmalı )

10. Sanayi gelişirken, tarım arazilerini korumalıyız. Yakın gelecekte pişman olabiliriz. PAYAS – BİGA – İZMİR – BANDIRMA verimli tarım bölgeleridir. ( İğneada plajına çimento limanı yapılmasına izin verilmemeli mesela )

Çünkü;

• 90 farklı ülkeden 1160 tarımsal ürün ithal ediyoruz.

• Hollanda’da 86 milyar dolar tarımsal ihracat yapmış. Bizim en büyük, ilk 3 ihracat kalemimiz bu miktarı yapamıyor.

• Tarım istihdam yaratır. ( Tarımcılık meslek olmalı ) • İnşaat kadar tarıma destek verilmeli. Bu daha önemli. İnşaat işi bugün var, yarın yoktur.

11. Acilen KURUMSALLAŞMA’ya geçmeliyiz.

• Biz kısa vadeli bakıyoruz. Kurumsallaşmayla uzun vadeli bakış ile strateji tespit etmeye başlayabiliriz.

• Kurumsallaşmayla; çıkılacak – desteklenecek – girilecek – yavaşlanacak sektörleri daha iyi görürüz.

• Kurumsallaşma; şeffaflık, doğruluk getirir.

• Şeffaflık; halka açıkmış gibi halka açık olmadan yapılmalıdır.

• Kurumsallaşma; rekabet üstünlüğü sağlar

• Şirketlerimiz bağımsız ( yönetimden ayrı ) iç denetim sistemi kurmalıdır.

• Kayıt dışı olmamalı ki; yabancı yatırımcı güvensin, ne alacağını bilsin. Alt yapı sağlam mı, değil mi bilsin. Siz olsanız, hesabına güvenmediğiniz bir şirkete ortak olur musunuz? Yabancı da güvendiği firmaya ortak olmak ister. Riskini bilsin ki gelsin. Böylece güçlü ortak bulmak da kolaylaşır. Güçlü ortak da güç getirir.

• Ar-Ge yatırımları artmalı. Katma değeri yüksek mamullere ulaşmalı. Elimde bir demir çelik dergisinin Mayıs sayısı var, her şeyi anlatıyor.

Bazı başlıkları aynen aktarıyorum:

• Türkiye’nin yassı mamul ithalatı ilk iki ayda yükseldi

• Türkiye’de yeni araç kayıtları şubat ayında % 57.7 azaldı.

• SSAB ürün gamını Hardox 500 boru ile genişletti

• Çin’de demir yoluna yönelik yatırım 2014 yılında arttı

• Rio Tinto’nun demir cevheri üretimi ve sevkiyatı ilk çeyrekte arttı.

• Türkiye’nin ham çelik üretimi ilk çeyrekte % 8.8 azaldı.

• Dünya ham çelik üretimi mart ayında aylık % 7.8 arttı.

• Dünya pik demir üretimi artış kaydetti

• Çelik birlikleri yeni Çin çelik sektörü düzenleme politikasını görüşüyor

Böyle devam ediyor…

Peki, biz ne görüşüyoruz?

Bu yazı toplam 35750 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Diğer Yazılar