Gelecek, Size Yakın Olan Uzaklarda Aranmalı. Öğrenilmiş Çaresizliklerinizde Değil!

19 Kasım 2018 Pazartesi 16 : 46
Alper Reisoğlu

Alper Reisoğlu

İnsanın bir işe girişecek cesaretini toplamak için en yakınındakilerin görüşüne başvurma ihtiyacı duyduğu kritik dönemleri olur. Öyle ki; bu dönemlerde kişi, mantıklı düşünebilme yetisinden oldukça uzakta ve öğrenilmiş çaresizlik hissinin kurduğu acımasız orduların, kendine güven kalesini içten içe işgal ettiği esaret günlerini yaşamaktadır. Bu başvurma, işi yapıp ya da yapmaması hakkında bir üst akıldan ya da tecrübeli birilerinden fikir almanın yanısıra, görüşüne değer verdiği yakınlarından o işi başarabileceğine dair duygusal destek beklemek için de olabilmektedir. Bilir ki; başvurduğu ve desteğine ihtiyacı olduğu kişiler, kendisi için her zaman iyisini düşünür ve en iyisinin gerçekleşmesini ister.

Oysa bu durum her zaman doğru değildir. Hatta üzülerek belirtmek isterim ki; bazen bilinçli olarak, bazen de farkında olmadan sebepsiz ve de mesnetsiz bir şekilde sizi başarının ilk adımından uzaklaştıran, yine fikir danışmaya değer gördüğünüz en yakınlarınız olabilir. Gelin görün ki; bir işe başlamak için cesaret aşısı beklediğiniz yakınlarınızdan aldığınız cevap, sizi iğneden korkan ve bu nedenle de denemekten imtina eden biri haline dönüşmenize sebebiyet vermiştir. Artık sizin için tek tedavi yöntemi, acı çekmemek ve zarar görmemek için denemekten ve çabalamaktan dolayısıyla da ümitsiz bir hasta gibi tedaviden kaçınmaktır. Bundan sonrası sizin için hiç bir fiziksel girişimde bulunmadan, kristal tavanı olan ihtişamlı camdan bir kafesin içinde, steril ama hayallerinizden ve başarı olasılıklı girişim denemelerinizden uzak , karanlık bir hayat sürmekten ibarettir. Başka bir deyişle bundan sonrası, konfor alanınızın dışına çıkmadan, sizler için iyi bir geleceğin gelip sizi bulmasını beklemek ve bu durum gerçekleşmeyince bundan sık sık şikayet edip, başkalarının başarılarına haset etmekten öteye geçemeyecektir. Ta ki yılmadan denemeye başlayıp, yenilgi ve başarısızlıklarınızı, daha iyiye ulaşmak için iyi bir eğitim fırsatı olarak görebilene ve de hiç bir başarının tesadüf olmadığını anlayabilene kadar...

Öğrenilmiş çaresizlik olarak nitelendirilen bu durumun etkisi ve işgali altında olan kişinin hür bir irade ile kendisi hakkında sağlıklı bir karar vermesini beklemek ne derece doğru olabilir sizce? Sizi, ihtiyacınız olan destek ve cesaret duygusundan ve de deneme azminizden sebepsiz ya da kendi başarısız denemelerinden doğan prematüre sonuçlardan ötürü uzaklaştıran yakınlarınızın, mantık dahilinde fikri açıdan başvuracaklarınız arasında size en uzak olması gerekmez mi ? Ya da başka bir deyişle bu kişilere başvurmanız ne derece doğru? Bu durum tıpkı;

“O semte sizin gibi ilk defa gitmiş birine ya da karşı yakaya ait taksi şoförüne adres sormanız,

Köprüyü yanlışıkla biraz önce geçmiş olan birinden, konvoyun gerisindekilerden biri olarak köprüden önceki son çıkışın tarifini almaya çalışmanız,

Daha önce hiç Türk yemeği yememiş bir Japon'dan kara lahana dolmasının tadını ya da hiç Japon yemeği yemeyen bir Türk'den suşinin tadını anlatmasını beklemeniz,

Daha önce aşık olmayan birinden aşkı tarif etmesini beklemeniz,

Aniden çalmaya başlayan müzikten korkan birinden aynı anda dans etmesini beklemeniz,

Boğulma tehlikesi geçirmiş ve yüzme bilmeyen birinden, ertesi günü tek başına yeniden denize açılmasını beklemeniz,

Sıcak bir nesneye dokunarak canı yanan birinden, peşi sıra tekrar korumasız olarak aynı nesneye dokunmasını beklemeniz,

Bisiklete ilk defa binip düşerek denemeyi bırakan birinden, ertesi günü size bisiklete binmeyi öğretmesini istemeniz”

gibi kifayetsiz durumlar oluşturacak, size vakit ve de moral kabettirmekten öteye geçmeyecektir.

İşte ben böyle insanlara yakınım demeyi bıraktım. Zira mesafe olarak çok yakınımda olsalar da, bir o kadar onlara uzak olduğumu gördüm. Mesafe olarak bana uzak olmalarına rağmen duygusal olarak bana yakın olan ve zor dönemlerimde yanımda olduklarını hissettiğim insanları başımın tacı yapıyor, benzer ihtiyaçlarında yanlarında olmak için elimden gelen çabanın fazlasını göstermeye çalışıyorum. Oysa mesafe olarak bana yakın ama duygusal olarak bana çok uzak kalmayı tercih eden ve de sadece iyi günümde yanımda olanları ya da başka bir deyişle kötü ve zor günlerimde fiziki olarak çok yakınımda olmalarına rağmen, duygusal olarak benden kilometrelerce uzak kalanları artık yakınım değil, uzağım olarak sıfatlandırıyor ve bu kişileri artık hayatımın merkezine almıyorum. Dolayısıyla da bu kişilerin hakkımda gerçekten iyisini dileyeceklerini düşünmediğim için de, bu kişilere kritik karar süreçlerimde başvurmuyorum. Diğer bir deyişle, işgal altındaki topraklarımı savunan inanmış neferlerimin arasına nifak sokacak sözde askerlerimi, vatan hainliği gerekçesi ile sınırlarımın dışına çıkardım. Geriye, özgür karar alma sürecim uğrunda kendine güven kalemi kanının son damlasına kadar savunan, bunun için denemekten ve de yenilmekten asla korkmayan, dolayısıyla da çaresizliği öğrenmeye hiç fırsatı olmamış ve bu sebeple de lugatlarında hiç yer vermemiş, inançlı bir ordum ve onların başarıları ile süsleyeceği ter ile karışık azim kokan güzel bir gelecek kaldı.

Bal yapmak için her çiçekten alınacak özler olduğu gibi, yaşamadan tecrübe etmek için her insanın özünden de alınacak dersler vardır elbet. Tabii ki kimse ile görüşmeyi bırakın da demiyorum ama en azından kritik dönemeçlerinizde ve size inanç gerektiren karar mekanizmalarınızda, karamsar yakınlarınızın hatta daha doğru isimlendirmek gerekirse "duygusal uzaklarınızın" mantık dahilinde geçerli bir sebebi olmayan, öğrenilmiş çaresizlik fırınlarından çıkmış, buram buram atalet kokan, yanıltıcı görüşlerinden uzak durun lütfen!

Unutmayın; gelecek size uzak olan yakınlarda değil, size yakın olan uzaklarda (etki alanlarınızın sınırları içerisinde) aranmalıdır.

Çünkü siz azimle çalıştığınızda göreceksiniz ki; mesafenin anlamı kalmayacak, en uzak hedefiniz atacağınız ilk adımla yaklaşmaya başlayacaktır. Ancak ter kokmayan bir gelecek tesadüfleri sever. Ve geleceğini tesadüflere bırakanlar, maalesef özgür krallıklarından kısa dönemli ve de bencil kazanımlar uğruna vazgeçip, öğrenilmiş çaresizliğin mandası altında hayat süren, takdir edilmeye hasret ve başkalarının başarılarına haset ederek yaşamaya mahkumdurlar. İşte bu nedenledir ki; öğrenilmiş çaresizliğin, "başarısız girişimlerinizi yılmadan deneme özgürlüğünüzü" elinizden almasına izin vermeyin! Başka bir deyişle, öğrenilecek o kadar güzel ve yararlı bilgi varken lütfen çaresizliği öğrenmeyin!

Zira farkında olmadan size öğreten çok.

Saygılarımla,

Bu yazı toplam 1342 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Diğer Yazılar