İnsan Gücü ve Teknolojik Güç

7 Aralık 2018 Cuma 13 : 42
Sedat Çiftçioğlu

Sedat Çiftçioğlu

Yeni bir yıla giriyoruz. Ekonomik açıdan hassas bir yıl olacak. Bununla beraber, yassı çelik pazarı, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de en rekabetçi pazarlardan bir tanesi haline gelecek. Birçok uluslararası firmanın yanında yerel firmaların sayısı gitgide artıyor. Bu durum mevcut pazardan alınan payın azalma riskini her şirketin gündemine taşıyacak. Pazara girmeye çalışan ve mevcut pastadan pay talep eden firmalar oyunun kurallarını değiştirebilecek ve rekabetin şiddetini artıracak nitelikte. Pazarda kendine yer bulabilen ve görece konumunu koruyanlar oldukça başarılı sayılacak. İş yapış şekillerinin gözden geçirilmesi bilgi ve veriye dayalı yönetsel kabiliyetler, nitelikli personel bu mücadelede her zaman şirketlerin en büyük kozu ve itici gücü olacaktır.

Bir işi iyi yapabilmek o işin tekniğini bilmekle mümkün o yüzden de hep işin tekniğini bileceksin denir. Buna göre iş, esasen teknik bir bilgidir diyebiliriz. Ama işin idaresi bambaşka bir şeydir. Bana göre iş idaresi ilişki idaresinden başka bir şey değildir. Yani her işi bilen işi idare edebilen değildir. Önce insanlar sistemleri şekillendiriyor sonra da sistemler insanları. Mega Trendler yazarı John Naisbitt 21.Y.Y.’ın en heyecan verici başarısının teknoloji değil insan olmanın anlamının genişlemesi olacağını söylüyor. İnsan olmanın anlamınının genişlemesi nasıl mümkün olacak? Bence geleceğin liderleri metafizik, mantık, epistemoloji, estetik, siyaset ve etik gibi felsefenin anlamca ortaya koyduğu ana yönelimleri özümsemiş insanlar arasından çıkacak. Acaba eğitim sistemimiz bunların hangilerini hangi düzeyde gençlerimize sunuyor? Şirketler en değerli kaynağı olan insanı seçerken bu konuya ne derece dikkat ediyor?

Çin'in en zengin, dünyanın da 20. zengin insanı olan Jack Ma, ‘‘Eğer işe 8’de geliyor ve 5’te eve dönüyorsak, şirketimiz bir teknoloji şirketi değildir ve Alibaba asla başarılı olamayacaktır. Eğer 8-5 ruhuna sahipsek gidip başka şeylerle meşgul olmalıyız’’ diyor.

Çok doğru söylüyor Jack Ma, insanı mesai saati ile kısıtlamak çok yanlış duş alıyorken bile düşünüyorsa çalışıyor demektir. Teknolojiden yararlanarak halledilebilecek işler halen insanlara yaptırılıyorsa bu sabanla tarla sürmekle eşdeğer birşeydir. Burada en büyük ölçü katma değer yaratmaktadır eğer müşterinin de memnun kalacağı ve karşılığını ödeyeceği bir değer yaratılıyorsa bu zaten beklenen sonuç olacaktır.

Dahası Jack Ma diyor ki; “Özgün şeyler öğretmeliyiz: Değerler, inanmak, bağımsız düşünme, ekip çalışması, başkalarına değer vermek. Bunlar insani beceriler. Bilgi bunları öğretmez. Bu yüzden çocuklarımıza spor, müzik, resim öğretmeliyiz. İnsanların makinelerden farklı olduklarını sağlamak için sanat öğretmeliyiz. Öğrettiğimiz her şey, makinelerin öğrenebileceğinden farklı olmalı. Eğer makineler daha iyisini yapabiliyorsa, bunu düşünmemiz lazım.” Altına imza atarım bu düşüncenin. İnsanları makinalaştırmamalıyız. Makinaları ve sistemleri daha teknolojik hale getirmeliyiz. John Naisbitt’in dediği gibi insan olmanın anlamının genişlemesine katkı vermeliyiz. O yüzden problemlerin halli için yöneticilerin biraz diyalektik ve mantık bilmesi şart. Bir yerde okumuştum ama tam olarak kimin söylediğini hatırlamıyorum özetle şöyle diyordu; “İnsanların varlığından habersiz olduğu liderler vardır. Görev tamamlanıp amaca ulaşıldığında herkes bu işi başaranlar bizleriz” der. Benim duygusal doygunluğa sahip insanlar topluluğu diye tarif ettiğim ekip bu işte. Sanırım herkes kendisine ilham veren bir işte ilham veren bir ekiple çalışmak ister. İlerleme topyekün olmalı, aksi halde geride kalanlar sürekli çekiştirecektir yol alanları. Edison ilerlemenin ilk şartını memnuniyetsizlik olarak görmüş. Hiç kimsenin birbirinden memnun olmadığı bir toplulukta ilerlemek mümkün olamayacağına göre burada kastedilen memnuniyetsizlik daha iyi yapılması dileğiyle işe ilişkin olmalı. Çünkü problemler hiç bitmeyecek çözüldükçe yenileri çıkacak ve çözmek için mecburen bir araya gelinecek. Çelişmezlik yasası bize bir şeyin aynı zamanda hem doğru hem de yanlış olamayacağını söyler o yüzden diyalektik şart. İnsan gücü teknolojik gücü yaratır ve inanç ve sevgi aklın yolunu izlemediği sürece işi makinalar iş idaresini insanlar yapmaya devam edecek.

Bu yazı toplam 2991 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Diğer Yazılar